TÜBİTAK projeleri neden reddedilir?
Bu soru genellikle tek bir cevaba indirgenir: “Eksik yazılmış.”
Oysa sahadaki gerçeklik çok daha nettir:
Birçok TÜBİTAK projesi, ne kadar iyi yazılırsa yazılsın, reddedilmeye mahkûmdur.
Çünkü sorun çoğu zaman dokümanda değil, projenin nereden kurgulandığında başlar.
Bu yazı bir “nasıl yazılır?” rehberi değildir.
Bu yazı, hangi projelerin yazılmaması gerektiğini anlatır.
Her Proje Yazılmamalıdır
TÜBİTAK destekleri bir fikir anlatma alanı değildir.
Bu mekanizma, teknik belirsizlik içeren problemleri ayıklamak için tasarlanmıştır.
Bu nedenle aşağıdaki tür projeler, genellikle baştan risklidir:
- Sonucu büyük ölçüde baştan belli olan çalışmalar
- Mevcut teknolojilerin entegrasyonundan ibaret geliştirmeler
- Ticari hedefi güçlü, ancak teknik problemi zayıf fikirler
Bu projeler “kötü” değildir.
Ancak Ar-Ge projesi de değildir.
Hakem değerlendirmeleri bu ayrımı çoğu zaman ilk okumada yapar.
Sahadan Bir Gerçek
Bazı projelerde tüm başlıklar eksiksizdir.
İş paketleri yazılmıştır, bütçe dengelidir, ekip deneyimlidir.
Buna rağmen değerlendirme sonucu olumsuz gelir.
Hakem raporunda geçen tek bir cümle, çoğu zaman her şeyi özetler:
“Projenin Ar-Ge yönü yeterince ortaya konamamıştır.”
Bu cümle şunu anlatır:
Hakem, projede ne yapılacağını görmüştür;
ama ne bilinmediğini görememiştir.
Oysa Ar-Ge’nin özü tam olarak budur.
Ar-Ge ile Ürün Anlatımı Arasındaki İnce Çizgi
Birçok proje farkında olmadan şu dili kullanır:
- “Bu sistemi geliştireceğiz.”
- “Bu platformu oluşturacağız.”
Ancak TÜBİTAK şu soruyu sorar:
- Bu geliştirme sırasında hangi teknik belirsizlik çözülecek?
- Başarısız olma ihtimali nerede?
- Alternatif teknik yaklaşımlar neler?
Bu sorulara net cevap veremeyen projeler,
“yapılabilir ama Ar-Ge değil” kategorisine düşer.
Biz Projelere Nereden Başlıyoruz?
Biz projelere “nasıl yazalım?” sorusuyla başlamıyoruz.
İlk sorduğumuz soru şudur:
“Bu proje gerçekten yazılmalı mı?”
Eğer bir projede:
- Teknik belirsizlik net değilse
- Çıktılar ölçülebilir şekilde tanımlanmamışsa
- İş paketleri problemi çözmeye değil, işi anlatmaya odaklıysa
o projeyi yazmak, kabul alsa bile uzun vadede risklidir.
Bu nedenle Ar-Ge olmayan işi, Ar-Ge gibi göstermiyoruz.
Onay almak uğruna projeyi eğip bükmüyoruz.
Sahada yürümeyecek kurgularla ilerlemiyoruz.
Sonuç: Ret Bir Sonuçtur, Sebep Değil
Reddedilen projelerin büyük bir kısmı potansiyelsiz değildir.
Ancak yanlış yerden kurgulanmıştır.
TÜBİTAK projelerinde başarı, iyi yazmaktan önce
doğru soruyu sormakla başlar:
“Bu proje gerçekten çözülmesi gereken teknik bir probleme mi dayanıyor?”
Bu soruya net cevap verebilen projeler,
değerlendirme sürecinde de ayakta kalır.
Bizim için proje yazmak bir iş değil, bir sorumluluktur.
Bu yüzden her projeyi değil, doğru olan projeleri birlikte yürütmeyi tercih ediyoruz.
Bir sonraki yazımız:
“TÜBİTAK Proje Yazımlarında En Sık Yapılan 7 Hata”

Yorum bırakın